Sahnelerde “Hacı” Mustafa Ceceli… | Mega Basım
6820
post-template-default,single,single-post,postid-6820,single-format-standard,edgt-cpt-2.0.1,mikado-core-2.0.1,ajax_fade,page_not_loaded,,homa-ver-3.1, vertical_menu_with_scroll,smooth_scroll,blog_installed,wpb-js-composer js-comp-ver-5.2.1,vc_responsive

Sahnelerde “Hacı” Mustafa Ceceli…

Sahnelerde “Hacı” Mustafa Ceceli…

Ünlü sanatçıların şarkılarına aranjörlük yapan Mustafa Ceceli artık bir yorumcu. Eski aranjör, yeni yorumcu ile müzik kariyerini konuştuk…

Sezen Aksu’nun ona niçin “Hacı” dediğini sorduk.

Sezen Aksu’nun konserlerinde, “Hacı” diye bahsettiği aranjör artık kendi konserlerini veren bir şarkıcı. Yıllardır “Minik Serçe” ve birçok sanatçıya aranjörlük yaparken ses yeteneği keşfedilince mikrofon başına geçen Mustafa Ceceli, önce Enbe Orkestrası’nın “Unutamam” şarkısıyla çıkış yaptı; zaten ne olduysa o şarkıdan sonra oldu.

İnsanların büyük ilgisi, tek şarkıdan oluşan Limon Çiçekleri single’ının çıkmasına neden oldu ve sonra Mustafa Ceceli hayranları dolu dolu bir albüme kavuştu.

Mustafa Ceceli’nin isim vermediği albümü çıkalı epey oluyor ama hala satış rekorları kırıyor. Konserleri boş geçmeyen Ceceli ile biraz daha yakın markajdan sohbet imkanı bulduk.

Kimdir bu “Hacı”, daha yakından tanımak lazım diyerek sohbete başlıyoruz… Öncelikle gerçekten de “Hacı” olduğunu öğreniyoruz; bir lakap değil bu; böyle anılmaktan da son derece memnun.

 

Mustafa Ceceli Kimdir?

2 Kasım 1980’de Ankara’da doğdu. 6 yaşında piyano çalmaya başladı. Lise yıllarında arkadaşları ile birlikte ilk müzik gurubunu kuran Mustafa Ceceli aynı yıllarda amatör olarak düzenlemeler yapmaya başladı. Üniversite sınavında Ankara Üniversitesi Veteriner Hekimliği Bölümü’nü kazandı. Aynı dönemde arkadaşlarının kurduğu bir müzik grubunda “Keyboard” çalmaya başladı. TRT’nin düzenlediği yaz konserleri projesine dahil olmasıyla birlikte tamamen müziğin içinde bir hayat sürmeye başladı; bir yandan konserlerde “keyboard” çaldı diğer yandan aranjörlük yaptı. Fakültenin 3 sınıfında yeniden üniversite sınavına girdi ve Yeditepe Üniversitesi İşletme Bölümü’nü kazanarak İstanbul’da yaşamaya başladı. Cenk Eren ve Nükhet Duru Orkestrası’nda çalışmaya başlayan Ceceli, Cenk Eren’in vokalisti Merih Ermakastar’ın albümündeki tüm parçaların düzenlemelerini yaptı. Bu çalışma sayesinde önce Kenan Doğulu sonra da Sezen Aksu ile tanışıp, onlarla çalışmaya başladı. O andan itibaren de müzik dünyasındaki kariyeri başarılarla bugüne denk geldi.

 

Aranjörlükten şarkıcılığa geçmiş bir isimsiniz… Neden durduk yere şarkı söylemek istediniz, işin mutfağı sıkıcı mıydı?

Bir geçiş yapmadım. Hala aranjörlük yapıyorum, bunu bırakmam düşünülemez. Yorumculuğum tamamen tesadüf eseri oldu. Aklımdan şarkı söylemek hiç geçmemişti, ama kötü mü oldu diye soracak olursanız, inan bilmiyorum, kendime daha önce bir yorumcu olarak bakmadım…

 

Yeni albümünüz hakkında konuşmadan önce 29 yaşında ünlü bir aranjör olma serüveninizden bahseder misiniz?

Müzik üzerine bir eğitim almadım ama hep müzikle ilgilendim. 3-6 yaş arası piyano eğitimi, kitaplar… Dinleyiciler beni yorumcu olarak yeni bir isim olarak bilebilirler ama uzun zamandır sektörün içindeyim.

 

Müzik kariyerinde değişime neden olan ilk kırılma noktasını anlatır mısınız?

2003 yılında hayatım değişti. O yıllar Kenan Doğulu’ya bir aranje yapmam istendi ve yaptığım iş kabul edildi. O işten sonra birçok ünlü sanatçının aranjelerini yaptım. Yaptığım aranjeler hep kliplendi ve çıkış şarkısı oldu.

 

Ya Sezen Aksu’nun hayatına nasıl girdiniz?

İşte en güzeli o… Kırılma noktamın ikincisini Sezen Aksu ile çalışmaya başlayarak yaşadım. 2005 yılında… “İki Delilik”, “Hükümsüz”, “Gidemem”, “İzmir’in Kızları” şarkılarını düzenledim. Bu şarkılardan sonra Sezen’in başkalarına verdiği şarkıları düzenlemeye başladım.

 

Şu ana kadar müzikseverlerin yakından bildiği hangi şarkıların düzenlemelerini yaptınız?

Kenan Doğulu “Çakkıdı”, “Aklım Karıştı”, Emre Altuğ “Aşka Kıyamet” ve en son albümü. Ajda Pekkan “Dokun Bana”, Sertap Erener, “Bu Böyle” ve yakında çıkacak yeni albümü, Nilüfer’in son albümünden “Olmadı Gitti” şarkısı son zamanlarda yaptıklarımın bazıları. Çok şarkı var ve bunların hepsini akılda tutmak zor.

 

Çok iyi bir aranjör olduğunuz söyleniyor… Siz kendinizi nasıl değerlendiriyorsunuz?

Bunu ben değil beni tercih edenler ve dinleyiciler söyleyebilir ama ben birçok kez TOP 10 listelerinde 7-8 şarkımı birden gördüğüm oldu. O duygunun nasıl bir şey olduğunu anlatamam.

 

Sevmediğiniz şarkılar denk geldiğinde düzenlemelerini yapıyor musunuz?

Yapmam! O bana göre değil.

 

Hiç başınıza geldi mi?

Bir defa geldi. Şarkının çok kötü olduğunu düşündüm ve düzeltebileceğim bir şey var mı diye evirdim çevirdim; ama olmadı. Kibar bir şekilde “Bu şarkıyı ben düzenlemeyi beceremedim” diyerek geri çevirmek zorunda kaldım. Böyle durumlarda düzenlemek istemediğim şarkıları, o şarkıya daha uygun aranjörlere yönlendiriyorum.

 

İşin mutfağında düzenleme yapan biriyken yorumculuğa soyundunuz. Yorumculuğunuzun keşfi nasıl oldu?

Sezen Hanımın şarkılarını ben aranje ediyordum. Sonra şirketinden bana “Başkalarına vereceğimiz şarkıların demo kayıtlarını sen söyle senin sesinden dinleyip almamaya karar versinler” diye bir teklif geldi. Ben de “olur” dedim. İlk söylediğim şarkı “unutamam” oldu. Şirkete şarkıyı gönderdik, telefon ettiler, biz bu şarkıyı istiyoruz ama şarkıyı söyleyenle birlikte istiyoruz dediler. Çok şaşırmıştım.

 

Aslında sizi oyunun ortasına çeken bu yorumu, teklifi yapan kim?

Enbe Orkestrası… Zaten “unutamam” şarkısı Enbe Orkestrası’nın çıkış şarkısı oldu. Sonra klibi çekildi. Şarkı söylediğimi de ilk kez orada duydu insanlar.

 

“ŞANSLI BİR ŞARKICIYIM”

 

İyi bir aranjör olduğunuz konusunda herkes hemfikir; peki iyi bir şarkıcı mısınız?

Hayat planımda şarkı söylemek yoktu. Hatta aklımın ucundan bile böyle bir şey geçmedi. Enbe Orkestrası bir deneme oldu benim için, ama sonrasında ortaya çıkan bu albüm kesinlikle bir deneme değil.

 

Sesiniz beğenildi, hayranlarınız var, aranjörlüğü bırakırsınız artık…

(Gülüyor) Albümün piyasaya çıktığı akşam ben Ghetto’da Levent Yüksel’e çalışıyordum. Ertesi gün de Sertap Erener’in yeni albümünün kayıtlarıyla uğraşıyordum. Yani “Kendi albümüm var başka şeyle uğraşmam” diye bir durum yok. Bu arada “Kahramanlar” dizisinin müziklerini ve önümüzdeki yıl vizyona girecek bir filmin müziklerini yapıyorum.

 

Albümünüzde toplam yedi Sezen Aksu şarkısı var, şanslı şarkıcılar arasındasınız…

Uzun zamandır Sezen Aksu’dan bu kadar şarkı alan yoktu ama örnekleri var tabii. Yakında bir arkadaşımızın daha albümü çıkacak; hemen hemen onun albümünde de bu kadar Sezen şarkısı var.Ama evet bir benim için şans durumu olduğu doğru. (Gülüyor)

 

Kendi aranjörlüğünü yapmak, başkalarınınkini yapmaya göre daha mı kolay oldu?

Zor oldu çünkü yorumcu halimi tanımıyorum. “Ben nasıl şarkılar söylersem bana gider” bilmiyorum. O yüzden iki yıl uğraştım bu albümü tamamlayabilmek için.

 

Sesiniz güzel ama albüm yapmak başka bir disiplin, size bu cesareti veren ne oldu?

Gayet samimi söylüyorum. Single olarak çıkarttığımız “Limon Çiçekleri” şarkısının müzikseverler tarafından beğenilmesi ve çok büyük başarı sağlaması beni cesaretlendirdi. Aksi halde bu albümü yapmayabilirim.

 

Sezen Aksu, konserlerinde sizden “Hacı” diye bahsediyor. Gerçekten hacı mısınız?

Evet, hacıyım. 2003’te hacca gittim çünkü.

 

Bizim toplumumuzda hacca gitmek için “yaşın kemale ermesini bekleme” eğilimi var… Sizce 23 yaşında hacı olmak erken değil m?

Bence değil. Annem gitmek istemişti, ona eşlik ettim ama ben de orada olmaktan gayet mutlu oldum.

 

Babanız “Benim rakım daha bitmedi” diye bir cümle etmiş sanırım…

(Gülüyor) Evet, o rakısını içmeye devam etti.

 

Gerçekten demokratik bir aile… Hacısınız ama “Show” dünyasındasınız. Bu durumu yadırgayanlar oluyor mu?

Benim çalışmalarıma ket vuran bir durum değil ki… İş dünyası ve inanç dünyası başka şeyler; birbirinden ayırmak lazım.

 

Peki ramazan ayında konser vermemek ya da kadın hayranlarınızla aranıza mesafe koymak gibi düşünceleriniz var mı?

Yok canım… İnanç maneviyatı besler, hiçbir zaman böyle yapmadım. Sadece ezan okunduğunda müziğin sesini kapatırım.

 

Size “Hacı” denmesi ve bu özelliğinizin bilinmesi hoşunuza gidiyor mu?

Evet, hoşuma gidiyor.

 

Çalışırken kağıt kalem kullanır mısınız? Yoksa sadece bilgisayarla mı yaparsınız işlerinizi?

Evet kağıt kalem kullanırım. Sadece mecburiyetten değil, kağıtları severimde. Çoğumuzun yazısı bilgisayar yüzünden çirkinleşti; çünkü artık yazı yamıyoruz. Yazmadıkça kalem tutma yeteneğimiz kayboluyor. Tuhaf bir şey değil mi? Kimin aklına gelirdi bu! Ama ben kağıt kullanmayı severim, yaptığım işler genellikle bilgisayar üzerinde olsa da okuma yapmam gerektiğinde çıktı almayı tercih ediyorum.

 

Kağıtlarla iyi anlaşıyorsanız kitaplarla da aranız iyi olmalı… Nasıl bir okuyucusunuz?

Kitap okurum ama bazen mazeretlerim olmuyor değil. İş yoğunluğu nedeniyle çılgın kitap okuyucularından değilim. Beğendiğim kitapları saklarım, hunharca kullanmam, ama aşırı dozda kitap bağımlısı değilim.

 

BOL ÖDÜLLÜ BİR BAŞLANGIÇ

  • Hürriyet gazetesi Kelebek eki tarafından düzenlenen 37. Altın Kelebek Ödül Töreni’nde “En İyi Çıkış Yapan Sanatçı Ödülü” nü kazandı.
  • Pertevniya Lisesi tarafından düzenlenen ve sonuçlarına öğrencilerinin oylarıyla belirlenen 2009 yılının En İyileri ödül töreninde “Yılın Erkek Pop Sanatçısı” seçildi.
  • Magazin Gazetecileri Derneği tarafından düzenlenen Altın Objektif Ödül Töreni’de “Hastalıkta Sağlıkta” şarkısı, “Yılın En İyi Şarkısı” ödülüne layık görüldü.
  • Kral TV Müzik Ödülleri’nde “Erkek Sanatçı” ve “En İyi Albüm” ödüllerini kazandı.
  • Radyo Boğaziçi 7. Müzik Ödülleri’nde, “En İyi Erkek Pop Müzik Sanatçısı” ödülüne layık görüldü.
  • Muğla Üniversitesi öğrencileri tarafından “Altın Karıyer” ödülüne layık görüldü.


EnglishGermanRussiaSaudi Arabia