2025 İçin Türk Matbaacısının Eğilimleri.
2025’in ilk ayını neredeyse bitirdik, bile.
2024 değerlendirmesi ve 2025 hedefleri her şirket için kendi içinde dinamikleri farklı olan bir durum. Geçen günler içinde 2025 eğilimlerine ilişkin birkaç tercüme makale paylaşmıştım. Aslında bu bir ikilem. Çünkü bu tip tercüme makalelerin kaynakları, ağırlıklı olarak Avrupa ve İngiltere. Tercüme etmeyi pek tercih etmesem de Amerika kaynaklı çok sayıda makale de bulabilmek mümkün.
Ancak ülkemiz için doğrudan yazılmış bir eğilimler raporu bulunamıyor. Tercüme ettiklerimiz ise genellikle ülke gerçekleri ile bağdaşmıyor. Bunun sebeplerini irdeleyecek değilim. Bu konunun bu tip raporlar hazırlamanın çoğunlukla hiç ilgilerini çekmediği, birkaç tanesinin de rapor hazırladıkları ancak kendi iç ön görüleri olarak herkese açmayan STK’larla ilgili olduğunu hepimiz biliyoruz. Yine hepimiz biliyoruz kiTürkiye’ye odaklanmış pazar araştırmaları da yok. (Bazı Avrupalı araştırma şirketleri Türkiye araştırmaları listeliyorlar ancak özetlerine ulaşım imkânı yok. Yani satın alma zorunluluğu var bu yüzden güvenirliliği de sorgulanamıyor. Binlerce kilometre öteden Türkiye pazarını birkaç matbaadan görüş sorarak nasıl anlayabildikleri konusu bir muammadır, bence.)
Bu sebeple aşağıda ilginize sunduğum altı maddelik 2025 eğilimleri makalesini bir takım yerel istatistiklerle güçlendiremiyorum. Ama görüşlerimin yerel yaklaşımları yansıtacağından ve okurken size onay mimikleri yaptıracağından eminim. Makale, yorumlara açık. Karşı çıktığınız değerlendirmeler var ise lütfen yorumlarınızla katkıda bulununuz.
Gelelim 2025 eğilimlerine:
BİR- YAPAY ZEKÂ NE KADAR ZEKİ VE NE KADAR BİZİMLE İLGİLİ ?
Öncelikle yapay zekânın aşağıdaki eğilimlerin hemen hepsinde olduğu gibi tek bir şey olmadığını söyleyerek başlayayım. Chat robotlarına çizdirdiğimiz resimler ve bir tür özet çıkaran arama motoru kabiliyetlerini bir kenara bırakalım. Hızla gelişiyor, kendini yeniliyor, ama hala sonuçlar profesyonel iş hayatının beklentilerini karşılayacak boyutta değil ve aslında her kullanım gezegene ciddi bir zarar veriyor. Bu en bilinen yapay zekâ modeli.
Gerçek yapay zekâya gelince… Birinci ve ikinci yapay zekâ modüllerini hali hazırda biliyorsunuz. Reaktif ve sınırlı bellek. Hatta çok yakın zamanda yatırım yaptığınız ve kullandığınız makineler üzerinde olması kuvvetle muhtemel. Yaygınlaşacaklar. Ya kendilerine kodlanmış bilgileri kullanarak çalışan robotlar ya da sınırlı geçmişten gelen bilgileri kullanan yazılımlar. Diğer iki yapay zekâ henüz gerçekte yok. Geliştiriliyorlar. Bu ikisine de Zihin teorisi ve kendini fark eden yapay zekâ diyorlar. 2025’te reaktif ve sınırlı bellek kullanımlarını daha fazla göreceksiniz. Bu halleri ile insan gücüne bir tehdit oluşturmuyorlar. Ama insan zekâsının yanılmalarına karşı meydan okudukları bir gerçek. Yani korkulacak bir şey yok. Üretime dahil etmeniz ikinci eğilimin ikinci bölümünde mümkündür, tavsiye edilir.
İKİ- DİJİTALLEŞME NEDİR? NASIL DİJİTALLEŞECEĞİZ?
2025’te artık herkesin ne olduğunu anlaması gereken bir eğilim, dijitalleşme. Bu eğilim de tek bir şey değil. Öyleyse bir bakalım, kaç farklı durum kast ediliyor:
1- Dijitale dönüş – ya da Hibrit Olma Durumu
Yani donanımın dijitale dönmesi. Dijital baskı yatırımları ile tam bir dönüşüm yaşayarak dijital matbaa olmak ya da gelenekselin yanında dijitalden yararlanmak yani hibrit matbaa olmak. Kolay olandan başlayalım yani ikinciden, hibrit matbaa olmaktan. Bunu neredeyse yapmayan kalmadı. Zaten yapmayanlar da büyük bir inat yanılması yaşıyorlar, inancındayım. Bu, matbaanın bir köşesine 33×48 bir tonerli yazıcı koymak şeklinde ya da B formatta gerçek baskı makineleri yatırımı yapmak şeklinde de olabilir. Her iki durumda da üretim formatına göre dijitalden istifade ediliyordur, edilmeli de. Buna en inatçı etiket matbaaları ile ambalaj matbaalarını da dahil ediyorum. Bugüne kadar yapılmamışsa da bu yıl mutlaka atılması gereken adım olarak planlanmalı. Çıkış yok!
Zor olana gelince yani dijitale dönüşmeye. Evet zor. Adeta kabuk değiştirmek gibi bir şey. Ama bugün dijital baskı ve sonlandırma teknolojileri her çaptan ve türden matbaanın ihtiyacını kapsamayı başarmıştır. Ama gelenekseli bir kenara bırakıp tamamen dijital üretim proseslerine dönmek kolay bir karar değil. Her şeyden önce vizyon, sermaye (kredi değil öz sermaye) ve cesaret gerektirir. Bunu yapanlar öncü olacaktır ve asla da pişman olmayacaklar. 2025’in en önemli eğilimidir. Özellikle ticari ve yayın matbaaları için kaçınılmazdır.
2- Süreçleri Dijitalleştirme ya da Otomasyon
Pazarda halen çok sayıda otomasyonu yükseltilemeyecek, dijital iş akışları ile zenginleştirilemeyecek makinemiz var. Yine de çoğunluk retrofit çözümler de olsa daha fazla otomasyon, kontrol ve verimlilik için açık teknolojilerdir. Bunu hala yapmamış ya da yeni yatırımda otomasyonu kulak arkası yapmayı maddi kâr saymış olanlar için gemi kalkıyor. İkinci gemi sizi çok geciktirebilir.
3- GELİR GEÇER Mİ – ÖZEL ÜRETİM Mİ YA DA PREMİUM NE DEMEK ?
Premium hemen her üretim türü için geçerli bir tercih. Elbette 2025 için eğilim premium olmalı. (Seviyoruz böyle afilli, avrupai ve apartılmış kelimeleri. İngilizceden gelen bu kelime daha pahalı, daha değerli anlamı taşıyor.)
Çünkü sıradan gelir geçer işleri her yerde ürettirebilirsiniz. Hele ithalat ihracat imkânları var ise gelir geçer tek renk baskılar için Çin, çok zaman Türkiye’den daha ucuz. Herkesin yapabildiği bir üretim olduğu için kârlılık, rekabet yüksekliği sebebiyle düşük. Özel olan ise yani kısa tiraj, yerelleştirme, kişiselleştirme ve süsleme imkânları zorlanmış, üretim prosesi daha karışık, yeni fikirler içeren özel tasarımlı işler ve ilave hizmet eklenmiş üretimler yani Premium artık daha çok kâr vad ediyor. Sonuç; 2025’de eğilim, özellikle ticari ve yayın matbaaları için katma değerli baskı.
4- HALEN BUTİK MATBAA VAR MI YA DA İHTİSASLAŞMA
Butik matbaa tanımını ilk kez kim kullandı, bilmiyoruz ama havalı bir isim gibi duruyor. Konfeksiyon değil, limitli üretilmiş giysiler ya da oda sayısı az olan oteller gibi bir anlam yüklenmiş olmalı ama matbaa terminolojisinde böyle bir isim yok. Çünkü her ürün birbirinden farklı ve kişi ya da kuruma özel üretim. Yani bu tanım Uydurulmuş! Genel sınıflandırma ise çok bilindiği üzere, ticari, yayın, etiket ve ambalaj olarak dört başlık altında yapılıyor. Ya da bunlardan bir kaçı bir matbaa altında yer alıyorsa endüstriyel ya da hibrit denilebilir, en fazla. Konu buraya gelmişken dijitalleşme başlığı altında bahsettiğim gibi özellikle geniş format inkjet baskı çözümleri de artık ticari matbaacılık tanımı altında.
Gelelim eğilime. 2025’de halletmemiz gereken bir diğer eğilim, ihtisaslaşma. Yani donanım, iş gücü ve üretim odağı açısından daha verimli olabilmek için bu dört sınıflandırmadan birine dahil olmak. Onu da bunu da şunu da yaparım, yaklaşımı tamamen eskimiştir. Aman müşteri kaçmasın diye işimiz olmayana da talip olup fason baskı yaptırmak da bir hizmet çeşidi olabilir ama yukarıda yazdığım gibi, odağımızı kaydırıp, verimliliğimizi düşürmesi kesin. TV’nin kült dizilerinden birindeki karakter gibi “Butik Ali” olmak gerçekten 80’lerde kaldı.
5- AMBALAJ MATBAASI OLALIM AMA HANGİ AMBALAJ?
En önemli eğilimlerde biri de ambalaj. Geçtiğimiz yıllarda hayli popüler olan bu eğilim, 2025’te de gündemde olacaktır. Yalnız düzeltmeye muhtaç bir eğilim. Çünkü ambalaj da bir tek şey değil. Çok farklı türleri var ve kâğıt yerine karton basmakla ve bitirmekle sınırlandırılamaz. 2025, sadece karton dediğimiz baskı altı malzemesinin bile çok fazla varyasyonu olduğunu ve katma değerli bir üretim olduğunu değişkenlerin çok fazla olduğu kâğıt, karton ambalaj pazarının iki Çin menşeeli makine alıp kolayca intibak edemeyeceğimiz bir pazar olduğunu anlayacağımız yıldır. Doğru alt yapı ile olukluya evet. Dijital baskılı ambalaja evet. Katma değerli kutulara evet. IML’e evet. Plastik türevlerine (Shrink sleeve, plastik tüpler) evet. Metal ambalaja evet. Diğerlerine hayır. 2025, sermayemizi ve kredibilitemizi boşa harcayacak kadar zengin olduğumuz bir yıl olmayacak.
6- İŞ GÜCÜ KRİZİ DEVAM EDECEK Mİ?
2025’te de tüm dünyada olduğu gibi bizde de iş gücü krizi devam edecek. İnsan kaynaklarını doğru idare edemediğimiz bir gerçek. İnsan kaynaklarını daha iyi yönetmek ya da insan kaynağı oluşturmak için orta ve uzun vadeli yollar belli. 2025 insan gücü kaynağını oluşturma eğiliminin yılı olacaktır, umarım…
VE SON MADDE, 2025’TE NE VAR? TABİİ DİJİTAL BASKI VE AMBALAJ.
Gelelim, son noktaya. 2025’te neler var ve 2026’ya neleri hazırlayacağız. Her zaman yaptığımız gibi bunu fısıldaşmalarla yapmayacağımız bir yıl olmalı. Yeni teknolojiye, yeni fikirlere yönelmenin yani dönüşümün yapı taşı, biz de para “DAHA UCUZ” olarak karşılık buluyor. “Çoğunlukla”
Oysa matbaacılar işlerini iyi bilen fizibilite yapabilen ve menfaatlerini çok iyi koruyabilen iş insanlarıdır. Yani izleyebilirler, karşılaştırabilirler ve kendi kararlarını verebilirler. Bunun için 2025’te hangi fırsatlar var derseniz Lucerne ve Milano’dakiler en önemlileri olmak üzere 16 dış fuarı aşağıda listeliyorum. İstanbul, Avrasya Ambalaj’ı da ekliyorum. Dijital Dönüşüm için 2025’de planlarınızda olmasa bile Hunkeler Innovationdays kaçırılmayacak fuarların başında geliyor.
Hunkeler Innovation Days 24 -27 Şubat Lucerne
FESPA Global Print Expo – 06-09 Mayıs 2025 Berlin
Print4All – 27-30 Mayıs Milano
OzuPack – 8-10 Nisan – Taşkent
Empack 12-13 Şubat Birmingham
Empack – 2-3 Nisan Hollanda
Empack – 9-10 Nisan – Porto
Empack – 7-8 Mayıs – Dortmund
Empack – 3-4 Haziran Hamburg
Empack – 1-2 Ekim Stokholm
Empack 22-23 Ekim Brüksel
Warshaw Print-Tech Expo – 9-11 Eylül Varşova
Pack Expo – 29 Eylül, 1 Ekim Las Vegas
Labelexpo Europe – 16-19 Eylül Barcelona
Pack Expo – 18-21 Ekim Chicago
Pack Expo – 10-12 Mart Atlanta

